ÖLMEDEN ÖNCE YAŞAMAYA KARAR VERMEK

güneş, tuz ve deniz suyu

ÖLMEDEN ÖNCE YAŞAMAYA KARAR VERMEK

ÖLMEDEN ÖNCE YAŞAMAYA KARAR VERMEK

Buraya gelirken otopark için meleklerimden yardım istedim tam senin kapının önünde veterinerin orada bir yer boştu. Hop girdim diyor mutlulukla.

Hım diyorum sadece daha dün aynı yerden bir danışanımın arabasını çektiler. O da senin gibi otopark meleklerinden yardım istemişti…

Bir süre hiç bir şey demeden birbirimize bakıyoruz. Ona sessizce, apartmanın otoparkına giden bariyeri açacak olan kumandayı uzatıyorum. Kaptığı gibi kapıya koşuyor.

Çıkarken, bu da ne demek böyle? dercesine bana bakıyor. Ne söyleyeceğimi beklemeden koşmaya başlıyor.

Sen hele bir parka gir, dönünce anlatırım diyorum ardından seslenerek.

Ona da böyle dediğinde tam dilimin ucuna gelmişti, hadi şimdi sus bunu da konu etme Ülker demiştim kendi kendime. Demek ki anlatmam gerekiyormuş ki, bu oldu. Eh buna da anlatmalıyım o zaman. Hatta otopark için meleklerinden yardım isteyen herkes duymalı bunları!

Dönüp geldiğinde, kızım diyorum, ruhaniyetin harika.. Süper açıksın, algılar anten gibi maşallah.. Ama maddi dünyaya gelecek olursak; işler burada ruhani dünyadaki gibi yürümüyor.

Biliyorum diyor, bilmez olur muyum?

İyi de o zaman bana bir anlatsana; otopark bulmak gibi son derece basit ve gündelik üstelik de hiç bir ruhaniyet içermeyen bir konuda bu denli ruhani varlıkların yardımına ihtiyaç duymak acizlik değil de ne? Üstelik böylesi bir konuda onlardan yardım istemek bana göre, bir gemi kaptanından tuvalet kağıdı istemek gibi bir şey. Anlıyor musun?

Başını yavaşça yere eğiyor…

Bir kere şunu anlamalısın diye azarlamaya devam ediyorum. Bu varlıklar ruhani dünyaya aitler. Bu dünyada yaşayan bizler gibi hem ruhani hem maddesel boyutta yaşamıyorlar.

Bu dünya başka, manevi dünya başka? Evet bir boş yer buldun da… Bir in de bak etrafına: bir park edilmez levhası var mı? ya da birini bul ve sor: buraya park edebilir miyim? Arabamı çekerler mi? diye…

Senin bir an önce bu gerçekliğe dönmen için sonsuz olasılıklar nelerdir? diye de ekliyorum hemen.

Di mi? diyor beni onaylayarak.

Di…

Nefes çalışmasında gerçekten de bacaklarının ayaklarının kilit olduğunu gözlemliyorum. Bu dünyada yaşamıyor desem yeridir…

Seanstan sonra mahçup bir şekilde bana gülümsüyor.

Benim ölümüm de çok kolay olurdu herhalde… diyor.

Niye bunu dedin demiyorum, çünkü ruhunu bedenine hiç almamış ki…

Eh, orası kesin diyorum. Zart diye ölüverirdin herhalde…

Başlıyoruz gülmeye…

O gün benden, ölmeden önce yaşamaya karar vererek ayrılıyor…

Hoşunuza Gitti ise Paylaşır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


error: Content is protected !!