İşte Size Bir Fırsat

işte size fırsat

İşte Size Bir Fırsat

Nefes anlatmakla bitmez. Hatta anlatılmaz yaşanır. Hayat da öyle değil mi dir? Anlatılmaz yaşanır. Her zaman şunu hatırlayalım: Doğal olan her şey kolay ve kolay olan her şey doğru! Nefesin mucizesi burada başlıyor. Açık bir nefese sahip olan kişinin daha farklı davranması zaten olanak dışıdır.

 Öyleyse, ne duruyoruz? Hemen başlayalım:

Şimdi nefesinize odaklanıp, dikkatinizi tamamıyle akciğerlerinizin havayı nasıl doldurup, nasıl boşalttığına verin. Düşünün ki, sadece akciğerleriniz var. Nefes alırken diyaframınızın gevşediğini ve akciğerlerinizin iyice genişlediğini hayal edin. Bu çalışmaya hem bedeninizle hem de yüreğinizle katılmanızı istiyorum. Yüreğinizin açın ve nefesinizle, aranızdaki güçlü bağlantıyı hissedin. Nefes alırken vücudunuza giren havayı  ve nefes verirken çıkan havayı gözünüzde canlandırın.

Bedeninizin ihtiyacı olan havayı içinize çekin, derin derin nefes alın ve ciğerlerinizin havayla dolduğunu hissedin.

Hatta ihtiyacınız olan havanın sanki sadece  ciğerlerinizden değil,  ellerinizden, ayaklarınızdan, başınızın tepesinden hatta derinizin üzerindeki gözeneklerden içeriye giriyor olduğunu düşünün. Havadaki yaşam gücünü dört bir yandan içinize çektiğinizi hissedin. Işığı çekin. Bütün hücrelerinize…

Her nefeste…

Bu şekilde, dolu dolu nefesler alıp verirken, nefes alıp vermenin hazzını yaşayın.

Bedenimizin herhangi bir ihtiyacı karşıladığında, bu bize haz verir. En temel ihtiyacımız olan nefes almak, bize haz verir.

Sadece nefes almak bile mutlu olmamız için yeterlidir. Şimdi, her nefes alışta ve verişte, yaşamanın, canlı olmanın hazzını hissedin.

Bu şekilde derin nefesler alıp verirken; sevgiyi, çoşkuyu, mutluluğu ve neşeyi hissetmenin hazzını duyun.

Nefesinizi fark etmek demek, kendinizi fark etmeniz demektir.

Yaşaminizi, hayatınızı, düşüncelerinizi, duygularınızı fark etmeniz demektir.

Yaşam amacınızı, gerçekleştirmek istediğiniz hedeflerinizi, kendinizle ilgili bir çok şeyi farketmeniz demektir.

Çünkü nefes, hiç farkında olmadan alıp verdiğimiz bir şeydir ve bu kadar fark etmediğimiz bir şeyin farkına vardığımızda, hayatımızdaki pek çok şeyin de farkına varabiliriz.

Nefesini izlediğinde; kendini, duygularını, düşüncelerini, hayatını da  izleyebilirsin. Ve izlediğinde fark edersin, hatta ancak izlediğinde fark edebilirsin.

Ve eğer nefesine konsantre olup, nefesinle bir olursan, kendinle, ruhunla bütünleşme sürecinde büyük bir adım atarsın.

Bu senin hayata yeniden doğuşun gibidir. Taptaze, yepyeni bir nefesle yenilenmen, kendine başka bir farkındalıkla, arınmış duygularla ve düşüncelerle bakabilmen demektir. Bu bir mucizedir.

Çünkü nefes Tanrı’nın Lütfudur. Sevgisidir. Ve sevgi diğer tüm kaynaklar gibi her hangi bir yerden gelmemektedir. Tıpkı nefesimiz gibi her an bizimledir, yanı başımızdadır.

Nefesin kolaylaştıkça, hayatın kolaylaşır. Nefesin doğallaştıkça, hayatın doğallaşır. İsteklerin, arzuların, ihtiyaçların kendiliğinden karşılanır. Çünkü böyle olması doğaldır ve böyle olması kolaydır. Kendine zorluk yarattığın, kendi önünde olduğun alanlarından çekilirsin.

Kendinle barışırsın. Kendin hakkında duyduğun suçluluk duygularından arınırsın. Kendini affedersin. Herşey için… Yaptığın, yapmadığın, yapamadığın… Söylediğin, söylemediğin, söyleyemediğin… Olduğun, olmadığın, olamadığın herşey için kendini affedersin. Ve bu, kendini koşulsuz sevmektir. Bu, bugüne kadar, kendine hiç vermediğin, en güzel hediyedir.

Ve kendini böyle derin, böyle koşulsuz sevdiğinde, tüm dünya da seninle birlikte seni sever.

Ve olduğun gibi kabul eder. Olduğun gibi… Ve sen de, kendini olduğun gibi kabul edersin. Hiç olmadığın kadar…

Bütün duyguların ve düşüncelerinle barışırsın. Yaptığın, yapmadığın, olduğun, olmadığın herşeyle barışırsın.

Geçmişinle, seni sen yapan ve bugüne getiren herşeyle, herkesle barışırsın.

Ve bu kabullenmektir. Kabul iyileşmedir.Kendini iyileştirmektir. Ve sen kendini olduğun gibi kabul ettğinde, kendini ve çevreni iyileştirmeye başlarsın.

Değiştirmek ve dönüştürmek istediğin herşeyi, değiştirip dönüştürecek güce sahip olduğunu fark edersin. Çünkü nefes en büyük yaşam gücüdür.  Artık suçlu aramayı bırakırsın. Ve kendin, kendi gücünü eline alarak, istediğin değişimleri hayatında yaratmaya başlarsın.

Bu, senin, kendi gücündür. Varlığının gücü… Ruhunla yeniden bağlantıya geçersin… Ruhunla bir olursun…

Ve sana ait olmayan herşeyden sevgiyle arınırsın.  Bütün düşüncelerinden, yargılarından, kalıplarından… Seni sen yaptığını sandığın herşeyden… Ve arındığında geriye sadece sen kalırsın. Sadece sen ve nefesin… Sonsuz güzelliğinle, saflığınla, çoşku ve mutluluğunla, sevginle… Sadece sen…

Ve sevgin verdikçe çoğalır.  Verdikçe daha çok alırsın. Tıpkı nefesin gibi…

Sevgiyi, bilgeliği, güveni, bolluğu, sağlığı almak ya da almamak senin seçimindir. Tıpkı nefesin gibi…

Tıpkı yeteneklerin, hayata ve bu dünyaya verebileceğin katkıların gibi…

Verdikçe daha çok vermek ve daha çok almak istersin. Herkesten, herşeyden. Herkese ve herşeye.

Bu kendini gerçekleştirmektir. Bu gerçek potansiyelini ortaya koymaktır. Yaptığın herşeyde…  Var olduğun her anda…

Ve bu kendin olmaktır.

Ve nefesin açılırken, bütün bunlar kendiliğinden olur,

Hiç bir şekilde çabalamadan, çaba sarf etmeden… Kendiliğinden, doğallıkla ve kolaylıkla gerçekleşir.

Çünkü, sen nefesinsin; nefesin sensin. Sen ve nefesin birsiniz.

Nefesin, senin yaşamındır. Nefesin Sensin ve sen yaşamsın. Nefesine izin verdiğinde, yaşamın kaynağına erişirsin.  Çünkü, nefes bağlantı demektir. Nefesin, senin tam benliğinle, üst ve alt bilincinle bağlantındır.

Nefesin; seni madde ve ötesinde yer alan farklı bir gerçekliğe taşıyan bir araçtır. Bu araç, seni kolaylıkla ulaşmak istediğin taraflarına ve boyutlara ulaştırır. Onunla tüm zamanlara ve tüm boyutlara ulaşman mümkündür.

Bu aynı zamanda hem bu dünyada, hem de bu dünyanın ötesinde olmaktır. Bu gerçek yaşamaktır.

“Rahatla ve sessiz ol. Kendi merkezini bul ve orada dur. Bedeninin başına ne gelirse gelsin, oradan ayrılma. Yalnızca olup, bitene tanık ol!” (Bu bir Tibet ritüelidir: Bardo Thodal. Tibet’te ölmekte olan kişiye söylenir.)

Geçmişi, geleceği, hayallerinizi, taleplerinizi, sevinçlerinizi, üzüntülerinizi, gerginliklerinizi, sıkıntılarınızı, korkularınızı, kısacası zihninizdeki bütün düşünceleri fiziksel olan her şeyi ağrılarınızı, sızılarınızı,  hastalıklarınızı kısacası vücudunuzu ve dışarıda olan biten  her şeyi ve herkesi basitçe bir kenara bırakın.

Düşünceler, duygular, hisler, görüntüler, kokular, sesler, hissettiğiniz her neyse hepsini sadece izleyin, hiçbir şeye kapılmadan sadece gözleyin.. Tüm kontrolleri terk edin.

 Bırakın.. Sadece bırakın, her şey özgürce  aksın, geçsin ve gitsin..

Düşünceler akıp giderken kendi içimizdeki o sabit noktada kalıp; nefesiyle sakin, huzurlu ve barışık kalabilmek, hayata karşı da aynı duruşu sergilemeyi öğretiyor insana.

Bu küçücük deneyim bile inanılmaz bir keyif ve mutluluk vermiştir diye umuyorum. Eğer bu egzersizden keyif alamadıysanız, hatta sıkıntı duyduysanız; bunun da bir anlamı olduğunu fark etmenizi istiyorum.

Nefesinizin size öğretecek ne kadar çok şeyi olduğunu herhalde şimdi daha iyi anladınız. Şimdi kendiniz ve hayatınız hakkındaki gerçekleri ondan duymaya hazırsanız, bir sonraki bölüm tam da bunun için.

Hoşunuza Gitti ise Paylaşır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


error: Content is protected !!