Harika Bir Kuantum Çalışması: Access – Bars – 1

harika bir kuantum çalışması

Harika Bir Kuantum Çalışması: Access – Bars – 1

Access uygulamaları ve eğitimleri bizleri daha bilinçli yaşamaya ve
bilinçli olmaya davet eden hızlı, etkili ve pratik uygulamalardan
oluşuyor. Uygulamalar ve prosesler, çocukların dahi (benimkiler
sürekli kullanıyorlar) kolayca öğrenip uygulayabilecekleri kadar basit
ama bir o kadar da etkili ve güçlü. Aslında bütün hikâye her zamanki
gibi farkına varmak, farkında olmak… Üst seviye bilinç halinde
yaşamak… Bunlar zaten benim kendi kendime ‘nasıl daha kolay, daha
etkin olabilirim, nasıl farkındalığımı arttırabilirim?’  diye
sorguladığım alanlardı. Bilmeden doğru bir şey yapıyormuşum!
Çünkü Access’de öğretilen ilk teknik soru sormak! Cevap aramayıp
sadece soruda kalmak! Daha doğrusu soru OLARAK! Çünkü aslında cevap
yok! Soru daima daha fazla güç kazandırır, bizi sonsuz seçeneklere
açar; cevapsa gücün azalmasına neden olur ve bizi limitleyip kısıtlar.
Çünkü sorular seçim şansınız olmadığına hüküm verdiğimiz her yere ışık
tutup, kendi kendimizi kısıtladığımız her alandaki kilitlerimizi açar.
Bizlere hayallerimizin bile ötesindeki olağandışı bir yaşamı nasıl
kuracağımızın farkında olmamızda yardımcı olur.
Zihnimiz sürekli ‘neden’ler üzerinde yoğunlaşır. Neden böyle oldu,
neden şöyle oldu, neden şöyle olmadı, neden, neden, neden… Sonu
yoktur bu soruların. Yanıtı da yoktur zaten. Aksine, kişiyi savunmaya
geçirir, mazeretler bulmaya iter, Egoyu devreye sokar. Sonra bir de
bakmışsınız tüm dünya suçlu, siz suçsuzsunuz. Siz aslında zavallı bir
kurbanmışsınız.  Oysa ‘nasıl’ demeye başladığımızda gerçek dönüşümü
yaşatırız hayatımızda ve kendimizde.
 ‘Nasıl?’ sorusunu sorduğumuzda her şeyin cevabını, neyin doğru neyin
yanlış, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilen Ego boyutundan, arayışa,
bilebileceğimiz ve düşünebileceğimizden daha ötesine,  hayata ve akışa
güvenen teslimiyet boyutuna geçeriz kendiliğimizden. Bu yüzden
‘Nasıl’ların yanıtını bilmememiz çok normal. Aslında alt ve üst bilinç
seviyelerinde biliriz ancak zihin boyutundan baktığımızda
bilmediğimizi sanırız. Oysaki hücrelerimiz biliyordur, sadece biz
farkında değiliz. Diyelim ki mutsuzsunuz. ‘Neden mutsuzum?’ demek
yerine ‘Nasıl oluyor da mutlu oluyorum’ dediğinizde, bilinçaltı, üstü
ne derseniz deydin, araştırmaya başlar. Yanıtı bildiğini bilir çünkü
O! Ve size yanıtı en derinlerden ya da (bu sırada kollarını yukarı
kaldırıp pencereden gökyüzünü göstererek) en yukarılardan bulur,
getirir kucağınıza. Size de nasıl oldu da şimdi bu oldu demenin
şaşkınlığını yaşamak kalır.
Her şey bu kadar basit işte. Hayatı kendi kendimize zorlaştıran
bizleriz. Şu yaşadığımız hayat ve düşünce şekli zor olan aslında.
Sürekli geçmişin hüznü, geleceğin kaygıları arasında yaşanan gelgitler
bizleri bu denli yoran. Kendimizi sadece zihinden ve bedenden ibaret
sayarak, hele bir de zihnimizin bizim algı ve yaşam sınırlarımızı,
limitlerimizi nasıl oluşturduğunu bilmeden sadece onun yargılarıyla
kendimize ve hayatımıza bakarak kendimize ve potansiyelimize çok büyük
haksızlık etmiş oluyoruz aslında.

 Ülker Uzun Polat – Tam Benlik

Hoşunuza Gitti ise Paylaşır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


error: Content is protected !!