Güneş, Tuz ve Deniz Suyu Üzerine…

güneş, tuz ve deniz suyu

Güneş, Tuz ve Deniz Suyu Üzerine…

Nihayet beklenen bahar ve güneş bize yüzünü gösterdi. Baharın gelişiyle, üzerimizdeki kış örtüsü aralanıyor. Tüm hücrelerimiz yenileniyor, canlanıyor. Gözeneklerimizden içeri güneşin sarı sıcak enerjisi giriyor. Önümüz yaz.. Özlenen yaz, denizin tuzuyla, güneşin yakan kavuran ısısıyla, kemiklerimizin içine iliklerimize kadar işleyecek ve bize güç, sağlık, enerji verecek. Nasıl mı? Okumaya devam edinJ

Güneş’in Gücü:

Güneş, Dünyamız ve üzerindeki tüm canlılar için başlı başına en güçlü enerji kaynağımız, aynı zamanda iyileştirici besinlerden biri… Sadece Güneş’ten aldığımız vitaminler ve besinler var. Sadece Güneş’in doğuş ve batış saatlerinde beynimiz tarafından aktive edilen hormonlar var.

Vücudumuzun en büyük organı olan deri, D vitaminini üretip onu gerekli yerlere vermekle yükümlüdür. Güneş sayesinde üretilen D vitamini, vücutta yalnızca kalsiyum metabolizmasını düzenlemiyor, aynı zamanda hücre gelişimini de düzenliyor. Bu yüzden yüksek enlemlerde yaşayan insanlarda D vitamini eksikliğinden kaynaklanan karaciğer, prostat, meme ve yumurtalık kanserlerine yakalanma ve ölüm oranı oldukça yüksektir.

D vitaminin bir önemi de bağırsaklara kalsiyumu daha etkin bir biçimde emmelerini söylüyor olması.

Yapılan araştırmalar D vitamini desteği alan çocuklarda 1. tip şeker hastalığına yakalanma riskinin %80 oranında azaldığını ortaya çıkarmıştır.

D vitamini eksikliği ile hayata başlayanları ileriki yaşlarda şeker hastalığı, romatizma, MS ve pek çok kanser türü beklemektedir.

Güneş bize D vitamini gibi inanılmaz bir hediye sunar. Fakat 8 faktörlü bir koruyucu krem sürüldüğünde derinin D vitamini yapma yeteneği %95 oranında azalır. Ayrıca yapılan son çalışmalar, piyasadaki koruyucuların pek çoğunun deri kanserine yakalanma riskini azaltmak şöyle dursun, arttırdığını ortaya çıkarmıştır. Güneşin altında kavrulacak kadar kalmadıktan sonra güneşin hiçbir zararı yoktur. Herkesin derisinin türüne göre güneşin altında geçirmesi gereken belli bir süre vardır. Daha az karbonhidrat (özellikle basit şekerler, beyaz un, pirinç vb.) tüketir, daha çok balık yer, antioksidan meyve, sebze yer ve bol bol su içersek güneş altında kalma süremizi uzatabiliriz.

D vitamini ile ilgili diğer bir mucizevî nokta ise vücutta depolanabilir oluşudur. Vücut o kadar akıllıca çalışır ki, adeta Güneş ışığını karanlık kış günleri için depolar.

Güneş melatonin salgılanmasını sağlar ve bizi mutlu eder. Bu yüzden kendimizi daha iyi hissederiz. Depresyona ve şizofreniye iyi gelir.

Yine Güneş ışığıyla üretilen D vitamini böbrekleri, kan basıncı hormonu renin üretmesi yönünde uyarır ve kan basıncı düzenlenir.

D vitamini kemik sağlığı için de oldukça etkilidir çünkü vücuttaki kalsiyum emiliminin sağlanabilmesi için gereklidir.

Sadece Güneş’te dolaşarak basit ve mantıklı bir biçimde Güneş ışığına maruz kalarak diyabet, osteoporoz, prostat, göğüs, yumurtalık ve kalın bağırsak kanseri, depresyon, şizofreni, raşitizm ve 2. tip şeker hastalığına yakalanma riskini %50-80 oranında azaltabilirsiniz.

Kısacası mümkün oldukça çok açık havaya çıkın, dolaşın. Özellikle güneşli günlerde bu fırsatı kaçırmayın. Güneş seretonin salgılanmasını sağlayacak, bu da sizi mutlu kılacaktır. Ev, işyeri gibi kapalı ortamlara olabildiğince çok güneş ışığı girmesini sağlayın. Bu da açık havaya çıkmak kadar olmasa da işe yarayan bir yöntemdir. Güneş’in pozitif enerjisinden her biçimde yararlanın.

 Tuzun Gücü:

Tuzun yaşamsal bir önemi vardır – onsuz yaşayamayız. Bedenin düzgün çalışması için doğal tuzdaki tüm doğal elementlere ihtiyaç vardır.

Suyun hücrelerimizin içine taşınması için tuza ihtiyacımız olduğunu biliyor muydunuz? Ancak vücudumuzun bunun için doğal olan tuza ihtiyacı var.

Masa tuzu yaklaşık %97.5 oranında sodyum klorür ve %2.5 oranında kimyasallar (nem emiciler, iyot gibi) içerir. 700 derecenin üzerinde kurutulduğundan ötürü masa tuzunun doğal yapısı değişir ve bu da bir dizi sağlık problemini beraberinde getirir. İnorganik sodyum klorür vücuttaki su dengesini bozar. Vücut sodyum klorür kristallerini elemine etmek için onları suyla sarar ve bunun için de hücrelerdeki suyu kullanır. Bunun sonucunda ortaya çıkan dehidrasyondan dolayı hücreler erken ölürler. Her 1 gram sodyum klorür için vücut 23 kat daha fazla hücre suyu kullanır. Bu da selülit, romatizma ve gut, böbrek ve safra kesesi rahatsızlıklarına yol açar. Yani standart, rafine masa tuzuyla doğal sağlıklı tuz arasında çok büyük farklar vardır. Bu farklar da bizim sağlıklı mı, yoksa hastalık riski içinde mi yaşayıp yaşamayacağımıza büyük ölçüde etki eder.

Bugün dünyadaki en temiz, en doğal tuz Himalayalar’da elde ediliyor. Doğal tuz kullanmanın yararları şöyle özetlenebilir:

• Vücuttaki su dengesi korunur.

• Hücrelerdeki aşırı asidite dengelenir, özellikle de beyin hücrelerindeki.

• Kan şekeri dengelenir ve yaşlanma hızı düşer.

• Hücrelerde hidroelektrik enerjinin üretilmesine yardımcı olur.

• İnce bağırsakta yiyecek parçalarının emilmesi kolaylaşır.

• Akciğerlerde mukus parçaların yok edilmesine yardımcı olduğundan astım ve fibrozlu hastalara yararlıdır.

• Doğal antihistaminik gibi davranıp sinüslerdeki konjestiyonu engeller.

• Krampları engeller.

• Kemikleri güçlendirir. Osteoporoz, vücut tuza ihtiyaç duyup onu kemiklerden almaya çalıştığında ortaya çıkar.

• Uykuyu düzenler.

• Libidoyu düzenler.

• Varis oluşumunu engeller.

• Kalp atışlarını düzenler, yeterli suyla birlikte tansiyonu da düşük tutar.

 Deniz Suyunun Gücü:

Çağlar boyunca deniz suyunun pek çok yararının olduğu bilinmiştir. Yalnızca denize girmek bile başlı başına bir tedavi seansı gibidir. İnsan sakinleşir, elektriğini atar, huzur bulur ve enerjisi artar. Güzelliğiyle ünlü Cleopatra’nın denize düşkünlüğü Akdeniz boyunca kendi adını almış plajlardan anlaşılabilir.

İyottan bakıra, manganezden selenyuma, deniz suyunda bulunan 104 ayrı element insan vücudunda da vardır. Bu mineraller organizmaya sayısız katkılar sağlar, vücut mineral eksikliklerini bu yolla giderebilir. Hatta bazı uzmanlar, uykusuzluk sorunu çeken kişilere, yatmadan önce dillerinin üzerine bir tutam deniz tuzu koymalarını önerirler çünkü vücut eksik olan mineralleri ararken uykuya geçmekte zorlanır. Buna karşın deniz tuzunda bulunan mineraller, vücuda aradığını verir ve uyumak olanaklı hale gelir.

Ayrıca deniz tuzu doğal bir burun damlasıdır ve eczanelerde satılanlar gibi beyin hasarı benzeri yan etkiler yapmaz. Doğal yollarla burnu, sinüsleri temizler, nefes almayı kolaylaştırır. Yazdan alıp saklayacağınız temiz deniz suyu, kışın bu konuda çok yardımcı olabilir. Özellikle yaygın şekilde havuz kullanımının olduğu tatil beldelerinde ve büyük şehirlerde, havuzdan sonra mutlaka deniz suyuyla yoksa da tuzlu suyla burun ve ağız temizliğinizi yapın.

Temiz deniz suyu ağız mukozasında bulunan mikropların üremelerine de engel olur, varsa da ağız yaralarının çabuk iyileşmesini sağlar. Yüzerken deniz suyuyla ağzımızı çalkalamak ağız ve diş sağlığımız açısından yararlı bir uygulamadır.

Kısacası, siz siz olun, deniz-güneş deyip geçmeyin, denizi tuzu güneşi kötüleyenlere de aldırmadan doğanın bizlere sunduğu bu mutluluk ve sağlık kaynaklarından dengeli ve güvenli bir şekilde yararlanın diyoruz.

Mimoza Yaşam Merkezi

Ülker Uzun Polat

Hoşunuza Gitti ise Paylaşır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


error: Content is protected !!