Farkındalık Hakkında…

farkındalık hakkında

Farkındalık Hakkında…

Nasıl aynı hayatı yaşayıp, daha mutlu, daha doyumlu daha keyif ve neşe dolu olabiliriz? Gene aynı şeyler başımıza gelse de, yaşanılanlardan bambaşka anlamlar çıkartabiliriz? Olan biten herşeye hayatınızın en önemli olayları gibi yaklaşıp, her ana sanki başka bir an yokmuşcasına değer vererek hayatın hakkını verebiliriz? Tüm sorun diye karşımıza gelenleri birer fırsat gib değerlendirip, bunları acısızca yargısızca önce kabul edip, sonra da bu labirentlere bir daha asla dönmeden çıkış kapılarını bulabiliriz? Bu soruların yanıtlarını tek kelimeyle ifade etmek gerekirse; yanıt bana göre: farkındalık!

 Farkındalığa giden en kestirme yol ise bana göre nefes…

 Eğer nefesimizi izleyebilirsek, o zaman başka şeyleri de izlemeye başlayabiliriz. Hiç farkına bile varmadan alıp verdiğimiz nefesimiz hakkındaki farkındalık, er ya da geç bizi hayatımızda da hiç fark etmediğimiz bambaşka konular üzerine bir farkındalığa ulaşmaya yönlendirecektir. Bu o kadar kolay ve o kadar doğal işleyen bir süreç ki, bu kadar kolay mı diye insanın sorası geliyor.

 Evet! Bu kadar kolay!

 Bu yüzden ister fiziksel, ister ruhsal her türden öğretinin tam da orta yerinde nefes var! Nefesinizi gözlemlemeye başladığınızda, kendinizi ve hayatınızda olup bitenleri de gözlemlemeye doğru giden bir kapı aralanıyor. Gözlem ise size en büyük farkındalığı veren şey. Çünkü kuantum teoreminde, deneyi gözlemleyen deneyin sonucunu etkiler! Yani, kendi hayatımızı deneyimlerken, sonuçların oluşumundaki etkimizi ve gücümüzü fark etmeye başlıyoruz. Kısacası, ezberimiz bozuluyor!

Farkındalık önce kendimizin ve kendi gücümüzün farkına varmakla başlayacak. İçsel olarak. Kendimizden ve yarattığımız her şeyden vaz geçtiğimiz an, varlığımızın ulaşamadığımız bölümlerine ulaşmaya başlayacağız. Asıl yolculuk burada başlayacak. Gerçek vazgeçiş ve bırakış ile gelen keyifte. Çünkü ancak o zaman eski dünya, eski biz, eski varlığımız ya da varlığımız sandığımız her şey gitmiş, yerine soru dolu bir boşluk gelmiş olacak. O boşluğu kim veya ne dolduracak biliyor musunuz? O boşluğu dolduracak olan, arzu ettiğimiz her şeyi yaratabilecek güce sahip olan dünya üzerindeki tek varlık: Gerçek varlığımız!

Her şeyde olduğu gibi, bunda da devinim içten dışa doğru olmak zorunda. Kimse gelip bizim için bir değişim ve dönüşüm başlatmayacak. Bunu önce biz talep edeceğiz. İçsel olarak buna hazır ve istekli olacağız, o zaman karşımıza çıkan her şey ve herkes bizdeki bu değişim ve dönüşüm isteğini karşılamaya yönelik olarak gelip bizi bulacak. Doğru zaman denilen şey de tam olarak bu işte!

 İşte olan biten her şey bunun için oluyor. Gerçek varlığımıza, ışığımıza ulaşabilmemiz için. Ancak o zaman bizi saran sarmalayan kısıtlamalardan, limitlerden, koşullardan bağımsızlaşıp özgürce kendi ruhsal varlığımızı ifade edebileceğiz. Ama dediğim gibi, önce bunun farkına varmamız gerekiyor.

 Kendi değişim ve dönüşüm sürecimde bana olanlar da tam olarak bu şekilde oldu diyebilirim. Her iki kitabımda da kendi yaşantımdaki deneyimlerimden yola çıkarak bahsettiğim farkındalık; uyur gezer halinden silkeleniş ve uyanış, şimdilerde kendiliğinden hatırlama haline dönüştü. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmiyor ama içten içe çok şey değişiyor.

 Önce içerde yanan  bir kıvılcımı takip edip, sonra  ışığın kaynağına yani kendi ruhuna, benliğine ulaşmak ve buradan parlayarak yanmaya devam etmek güzel…

 Son olarak bir Zen hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Zen ustası kuyudan su taşıyormuş. Yolda, çok uzaklardan onun methini duyup, görmeye gelmiş olan dindar bir kişiyle karşılaşmış.  Dindar adam yoluna çıkıp, “Bu manastırın ustasını nerede bulabilirim?” diye sormuş. Usta da “Aradığın kişi benim” demiş.

 Adam onun bir hizmetkar olduğunu düşündüğü için (ne de olsa kuyudan su taşıyormuş) şüpheyle “Sizin hakkınızda çok şey duydum ama sizi kuyudan su taşırken bulacağım hiç aklıma gelmezdi” demiş.

 Usta da” Ben  iki şeyi yapmakta çok ustayım: Kuyudan su taşımak ve odun kesmek. Bunlar benim aydınlanmadan önce yaptığım şeylerdi. Önceden de bunları yapıyordum. Şimdi de bunları yapmaya devam ediyorum. Biraz sonra da odun kesmeye gideceğim, istersen benimle gelip beni izleyebilirsin.” demiş.

 Dindar adam dayanamayıp sormuş “Ama hayatınızda bir fark olması gerekmez miydi? Aydınlanmadan önce de bu iki şeyi yapıyormuşsunuz, aydınlandıktan sonra da aynı şeyi yapıyorsunuz, o zaman fark nerede?”

 Usta gülmüş: “Fark içsel. Önceden her şeyi uykuda yapıyordum, şimdi her şeyi bilinçle yapıyorum, işte fark burada. Etkinlikler aynı ama ben, artık aynı ben değilim. Dünya aynı ama ben değiştim. Ve ben artık aynı ben olmadığım için, bana göre, dünya da aynı dünya değil!”

Farkındalığının kesintiye uğramadan, günde yirmi dört saat alttan alta akmaya devam edişini izlemek, bu arada ne yapıyorsan yapmaya devam etmek güzel… Dış dünya ne oluyorsa olsun, kendi merkezinde kalabilmek, içindeki berraklık ve duruluğa ulaşmak güzel… Bildiğini bilmeyi hatırlamak güzel! Sorularını suya sormak, sudan gelecek cevabı beklemek güzel…

 Dahası, bilmediğimizi sandığımız şeyleri bildiğimizi bilmek güzel…

 Her birimizin bu farkındalığa kolaylık neşe ve ihtişamla gelmesi dileğiyle sizleri kucaklıyorum. Neşeniz, umudunuz ve ışığınız bol olsun.

Hoşunuza Gitti ise Paylaşır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


error: Content is protected !!