Bir Terapistin Gizemli Anıları

bir-terapistin-gizemli-anilari-kapakBir Terapistin Gizemli Anıları

Yazar: Ülker Uzun Polat

Editör: Yasemin Giden

ISBN: 978-605-66976-2-3

Tipi: Elektronik Kitap

Kategori: Kişisel Gelişim

Delphinus Yayıncılık, 2017

Dili: Türkçe

Fiyat: 14,95 TL. 

Satın Almak için

“Olaylar, insanlar ve ülkemizde yaşanılanlar… Ama biliyorum ki orada Ülker var. Beni hemen kendime getirecek ve deyim yerindeyse beni fabrika ayarlarıma döndürecek…”

Danışan Gülçin

“Artık kalbimde ve çevremde sevgi var. Her şey sevgi değil midir zaten? Yaşadığım için, aldığım her nefes için teşekkür ediyorum.”

Danışan Belgin

Terapist Ülker Uzun Polat, uzun zamandır emek verdiği danışanlarıyla beraber yaşadığı deneyimleri bir araya getirerek kitaplaştırdı. Danışanların da kendi diyaloglarıyla dahil olduğu bu kitap, hayatlarını değiştirmeyi ve geliştirmeyi isteyenler için tam bir başucu eseri…

Hiç yaşamakta olduğunuz hayatın, kendi yarattığınız ve hayalini kurduğunuz biçimini aştığını ve kendinizi bir kukla gibi ya da sanki bir başkasının hayatını yaşıyormuş gibi hissettiğiniz oldu mu? Kendinizi eksik ya da tamamlanmamış hissettiğiniz ve işin içinden nasıl çıkacağınızı bilemediğiniz?

Ülker Uzun Polat’a göre terapiler işte burada devreye girip hayatımızı gerçekleşenlerden asıl olması gereken ‘hal’e doğru taşıyabilir. Terapiler yardımıyla içsel rehberlik alarak bu süreci başlatmak, durumları ve koşulları istenilen yönde değiştirmek ve kendimizi de hayatımızı da daha olumlu hale dönüştürmek mümkün. Daha da önemlisi terapiler kişiyi kurban bilincinden farkındalığa girişe, oradan da aydınlanmaya yani kendimizi daha derinden anlayıp tanımaya olanak veriyor.

Yazara göre kişinin bir özü (yapısı) bir de içine doğduğu çevre (sistem) var. Bu ikisinin birleşiminden oluşan hayatlarımızın içinde; bizler birey olarak hem sistemin içinde ona bağlı olarak gelişen hem de geliştikçe sistemi de değiştirip dönüştüren bir etkiye sahibiz. Terapist, işte tam bu noktada, size bütün bunları değiştirme gücünü fark ettiren, sürecin içinde karanlıkta ilerlerken yolunuza ışık tutan rehber kişi olma rolünü üstleniyor. O ışığı takip edip etmemek; kendi gücünü kabul edip etmemek ise kişiye kalıyor…

Yazar, kitabı yazmasının amacının; bazı kişilerde terapilerle nelerin başarılıp ne harika sonuçların alınabileceği ya da sürecin içinde bir yerlerde nasıl tıkanılıp kalınabileceğini göstermek olduğunu söylüyor. Aynı zamanda terapi nedir, insanlar neden ve ne zaman tarapiye ihtiyaç duyar, terapistin sorumluluğu nerede başlar, nerede biter, danışanın sorumluluğu nerede başlar ve devam eder, terapilerde ne yapılır, süreç nasıl işler bu vb. soruların yanıtlarını da kitabı okurken bulacağınızı, örneklerin özellikle bu yönde seçilmiş olduğunu belirtiyor.

Hepimizin bildiği gibi, rehberlik almak bilgi almak demektir. Ancak bilgiyi alabilmek için önce onu talep etmek sonra da o bilgiyi kabul edip hayata geçirmek gerekir. Kitapta, bilgiyi alan kişinin ancak onu içselleştirdiğinde anlamlı hale geldiği, tıpkı bir şifrenin çözülmesi ya da bir yap-bozun parçalarının bir araya getirilmesi gibi büyük bir resme dönüştüğü olgusu her danışan örneğinde vurgulanmakta.

Bu yüzden de kitapta yer alan danışan örneklerinde bazı kişilerde muhteşem dönüşümler olurken bazılarının hayatlarındaysa kökten bir değişim olmuyor! Yazar, burada sorumluluğun tamamiyle danışanda olduğu bilincini, tam bir inanç ve güvenle kendini teslim etmekle sorgulamak ve direnmek arasında kalanların süreçlerini ayrı ayrı paylaşarak veriyor. Şunu da belirtmekte fayda var ki hikayelerin hepsi gerçek, hepsi yaşanmış anılardan derlenmiş. Kişilerin isimleri dışında hiç biri kurmaca değil.

Kitapta bahsedilen danışanların arasında belki de en etkileyici, en düşündürücü olanı kuşkusuz Belgin’in hikayesi.

Yazarın kitabının önsözünde de yazdığı gibi:

İşte bu onun hikayesi. Ona olanlar hepimize olabilir. O bunu istedi ve başardı. İsteyen herkes bunları yapabilir; herkes henüz yaşarken sevdiklerinin değerini bilebilir. Ölmüş olan sevdikleriyle kalbinde vedalaşıp, yıllardır dinmek bilmeyen özlemini dindirip, yasını bitirebilir. Hayatı her ne olmuşsa olsun, yeniden kucaklayabilir. Yaşamla yeniden dost olabilir. Ailesi onu red etmiş bile olsa, onlara kalbinde bir yer açabilir. Yaşlı ruhuna acıdan değil, sevgiden öğrenmeyi öğretebilir. Öğrenilmiş tüm çaresizliklerini bırakabilir. Hem kendi hayatında, hem de etrafındakilerin hayatlarında mucizeler yaratabilir. Ona acı veren kişileri gönülden, yürekten affedebilir. Onlar için ‘Tanrı’dan en iyisini diliyorum’ diyebilir. Ve başına gelen onca şeye rağmen, kimse için hiç bir kötülük düşünmeden inatla, dimdik ayakta kalıp; tek başına da olsa yaşam mücadelesini vermeye devam edebilir.”

Ülker Uzun Polat “Bu hikayeyi bilmek, bir çok kalbe ışık tutacak” diyor. “Çünkü ne kadar şanslı olduğumuzu bilmek ya da hayatımızı gerçekte hak ettiğimiz şekilde yaşamak, yaşamın ne kadar kutsal olduğunu anlamak için ille de önce elimizdekileri (işimizi, ailemizi, sevdiklerimizi, kurduğumuz yuvamızı, arkadaşlarımızı) kaybetmemiz gerekmiyor! Hayatımızın ne denli değerli olduğunu anlamak ve bize verilen bedeni sevmek için hasta olmamız ya da başımıza korkunç birşeyin gelmesi gerekmediği gibi. Onun hikayesi baştan sona bunlarla dolu ama o zaten bunu da biliyor. ‘bakma’ diyor, ‘ben ibret-i alem için buralardayım!’

Bizlere de bu ibreti okuyarak kendimize kıssadan hisse çıkarmak düşüyor. Hayatında yeni kapılar açabilmek, hiç bakmadığınız açılardan dünyaya bakabilmek ve kalıplaşmış fikirlerinizden kurtulmak isteyen herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ediyoruz

error: Content is protected !!