Başka Bir Leonardo

Bir Geçmiş Yaşam Hikayesi...

Bir yandan evrensel bir dehayı bambaşka bir gözle yeniden tanımanın heyecanı, diğer yandan cevap aranan sorular eşliğinde kitap adeta kendini sürekli yenileyen bir zekâyla okuyucu peşinden sürüklüyor.

Okuyucu, paralel evrenlerde farklı zamanlarda geçen olayların birbiriyle kıvrak bir şekilde nasıl örtüştüğünü takip ederek, ipin ucunu yakalarken, bir yandan da yaratım süreci nedir, yaratıcı düşünce nereden, nasıl beslenir, bu süreçte kişi nasıl bir içsel yolculuk alır; bir olaya ya da hikâyeye dayanılarak bir eser nasıl oluşturulur, bunu da özümsüyor. Leonardo’nun tüm çalışmalarının kökünü oluşturan 7 ilkenin eşliğinde, okuyucular da kendiliklerinden Leonardo’nun dünyasına adım atıyor ve her bir ilkeyi teker teker özümseme şansını elde ediyorlar. Leonardo günümüzde yaşasaydı, her ikisi de bu zamanda, İstanbul’da yeniden bir araya gelselerdi; acaba bize neler söylerlerdi?

Nasıl bir ilişkileri olurdu? Birlikte neler yaparlardı? Ne konuşurlardı?

Leonardo neden ikinci Mona Lisa resmini yaptı?

Leonardo Son Yemek freskini nasıl yaptı?

Mona Lisa’nın gerçek kimliği neydi?

Ve bu tablonun gerçek gizemi neydi? Herkes kendisince doğru olanı arıyor ve buluyor ancak ve zaman içinde bu bulduklarının tek ve değişmez gerçek olduğu yanılgısına düşüyor olabilir mi?

Neden olmasın?

Çünkü hayat belirsizliklerle dolu çok bilinmeyenli bir denklem.

Her şeyin mümkün olduğu bu alana geçtiğimizde, kendimizi tüm evrenin dansını düzenleyen yaratıcı zekâya teslim ettiğimiz bir oyun.

Leonardo da Vinci, tüm insanlık tarihinde bu oyunu en iyi oynayan oyunculardan bir tanesi. Kitapta, kahramanlarımız da, ister istemez, Leonardo’nun bu renkli ve gizemli dünyasında bu oyunun bir parçası oluveriyorlar. Başka neyin mümkün olduğunu…

Reddettiğimizi kabul ettiğimizde olabilecekleri…

‘Mutlak Doğru’yu aramayı bırakıp ‘daha farklı nasıl olabilir?’ sorusunu sorduğumuzda yaşayabileceklerimizi…

Bunların hepsini Vinci’li Leonardo çağımızdan beş yüz yıl önce yapmış. Nasıl mı?

İşte bu kitap tam da bunu anlatıyor.

Başka Bir Leonardo

Bu romanı yazmak bayağı cesaret ister

…Ve Ülker Uzun Polat, bu cesareti göstermiş. Üstelik bu zorlu işin başarıyla da üstesinden gelmiş.

Neden cesaret? Neden zorlu iş? Çünkü sıradan bir isim değil… Gelmiş geçmiş bütün zamanların en büyük sanatçısı… Öncü bilim adamı… Matematikçi… Fizikçi… Mimar… Mühendis… Müzisyen… Anatomist… Mucit… Düşünür… Dalgıç kıyafetlerinin ilk kâşifi… Bir daha ikincisi gelmeyen ve belki de hiç gelmeyecek bir deha Leonardo da Vinci.

Sonuçta Mona Lisa’yı, Son Yemek tablosunu bilmeyen yoktur…

Noter Piero da Vinci ile Arap asıllı köle Caterina’nın oğlu… Deha ötesi, adeta bir yarı tanrı… Ülker kardeşimiz, farklı bir boyuttan hareket etmiş. Yarı tanrılıktan öte, bir insan olarak da işlemiş Leonardo’yu. Dahası, metafizik bir reenkarnasyon ile sarmalamış.

Belki yıllar sonra Freud gibi bir başka deha, en doğru biçimde tanımlayacaktır Leonardo’yu: “O, bütün diğerleri kopkoyu bir zifiri karanlıkta uyuklarken, vaktinden çok zaman önce karanlığın göbeğinde gözlerini açarak uyanan bir insana benzer!”

Leonardo da Vinci’nin en çok sevdiği öğrencisi Francesco Melzi, şöyle demiştir arkasından: “Ne yazık ki doğanın bu çapta ikinci bir insanı ikinci kez var edebilecek gücü yok…”

Doğrusu ben de hep bu kötümserliği paylaştım. Ta ki, Ülker Uzun Polat’ın Başka Bir Leonardo romanını okuyana kadar.

Cesaretle yazılmış bu farklı romanda, Leonardo da Vinci başka bir kimlikle yeniden var oluyor.

Romandaki kahramanlar birçok sorularının cevaplarını ararken, siz de hem bambaşka bir Leonardo’yla karşılaşacak hem de kendinizle ilgili pek çok şeyi keşfedeceksiniz.

HALİT KAKINÇ

error: Content is protected !!